Mehmet Şemsettin Efendi Tekkesi böyle ihya edildi

Mehmet Şemsettin Efendi Tekkesi böyle ihya edildi

Tarihi değerlerimizin yok olmaya yüz tuttuğu dönemler artık geride kalıyor. Eski eserlerin restorasyonunun yanı sıra yok olmuş yapıları yeniden inşa eden Hırka-i Şerif Vakfı, tarihi bir misyon üstlenmiş bulunuyor. Hırka-i Şerif Vakfı'nın Genel Müdürü Sümeyra Güldal da vakfın projelerini projemlak.com'a anlattı.

24 Nisan 2017 - 19:48 - Güncelleme: 26 Nisan 2017 - 14:56

Eğitim faaliyetlerinin yanı sıra birçok yok olmuş tarihi değeri yeniden inşa ederek gün yüzüne çıkartan Hırka-i Şerif Vakfı'nın Genel Müdürü Sümeyra Güldal, projemlak.com'a özel açıklamalarda bulundu.

Üzerinde bir otoparkın yer aldığı Mehmet Şemsettin Efendi Tekkesi'nin yeniden yapımını da üstlenen vakıf aynı zamanda Türkiye'nin ilk özel kütüphanesi olan Hoca Üveys Kütüthanesi'ni de vatandaşların hizmetine sunuyor.

Tarihi eserlerin çok büyük gereklilik olmadıkça yerinde korunması gerektiğinin altını çizen Güldal, yetiştirme yurdundaki çocuklarla ilgili de yeni projeleri olduğunun müjdesini veriyor.

İşte Hırka-i Şerif Vakfı'nın Genel Müdürü Sümeyra Güldal'ın projemlak.com'a özel olarak yaptığı o açıklamalar...

Öncelikle Hırka-i Şerif Vakfı'ndan ve kendiniz biraz söz eder misiniz?

Aslen Kahramanmaraşlıyım. Hatay'da doğdum ve büyüdüm. 1996 yılında üniversite eğitimi amacıyla İstanbul'a geldim. Zaten İstanbul'u sevdiğim için de yüksek öğrenimimi de bu şehirde yapmak istiyordum.  Marmara Üniversitesi tarih mezunuyum. Mezun olduktan sonra İstanbul'da kaldım. 

Ben öğrenciliğimde sadece okula gidip gelen birisi değildim. Mesela henüz ikinci sınıfta İstanbul'un birçok tarihi yerini gezmiş bulunuyordum. Mezun olduğum sene başörtüsü problemi vardı. Bizler çok şükür başımızı açmadan mezun olabildik. Mezun olduktan sonra başımı açıp öğretmenlik yapmayacağım için Hırka-i Şerif Vakfı'nın da öğrencisi olduğumdan dolayı vakfın kütüphanesinde çalışmak istedim. Bu talebim olumlu karşılandı ve burada çalışmaya başladım. Eşim de tarihçi. İkimiz de eski ve yok olmuş tarihi eserlerle ilgileniyoruz. Eşimin bu konuyla ilgili yayınlanmış eserleri de mevcut. Şuanda da Hırka-i Şerif Vakfı Genel Müdürlüğü görevini yürütüyorum.

Vakfımız ise ilk olarak 1974 yılında Hırka-i Şerif Camii'ne hizmet etmek amacıyla kuruldu. Sonrasında ise 1986 yılında vakıflaşıyor. Birinci amacı camiye hizmet etmek, bakım, onarım ve ziyaretleri organize etmek. Ayrıca vakfın tüzüğünde restorasyon ve caminin çevre düzenlenmesini içeren maddeler de var.

TEKKENİN YERİNDE OTOPARK VARDI

Mehmet Şemsettin Efendi Tekkesi rekonstrüksiyonu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Daha önce vakıf merkezimiz Hırka-i Şerif Camii'nin avlusundaydı. Oradaki yerimiz çalışmalarına devam ediyor. Buraya ise 2014 yılında geçtik. Biz mahalle sakini olan bir vakıfız. Tekke binasının olduğu yer benim de güzergahım üzerinde olan ve üyelerimizin de sürekli gözlerinin önünde olan bir yerdi. Burası çalışmalarımız başlamadan önce otoparktı. Sadece tekkenin tevhithanesinin mihrabının oyuğu kalmıştı. Tek görünen şey oydu. 

Bir de ileride restore edilen bir tekke var. Uşaki Tekkesi . Biz Mimar Hamit Pilahvarian ile vakıf başkanımız ve ben o restore edilen tekkeye baktık.  Bizim gölümüz o tekkeden yanaydı. Çünkü orası şuan Hırka-i Şerif muhafızlığı yapan Veysel Karani Hazretleri'nin 58 ve 59. göbekten halen hayatta olan torunlarının yani Köprülü Ailesi'nin delerinin tekkesiydi. Yani Hırka-i Şerif şeyhlerinin de tekkesi olduğu için gönlümüz oradan yanaydı. Sonra Mehmet Şemsettin Efendi Tekkesi'nin bulunduğu bu alana baktık. Mimarımız buranın bilgi ve belgelerine ulaşıp daha hızlı sonuca alacağımızı söyledi.  Biz de önceliğimiz buraya verdik. Burası Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün malı. Yap-İşlet-Devret usulüne göre devralıyorsunuz. Aranızda bir problem çıkmadığı sürece, amacı dışında kullanmadığını sürece ve yapıya zarar vermediğiniz sürece aradaki protokol bozulmuyor. Biz de o prosedüre göre bu alanı vakfımıza tahsis ettik. Tekke bölgesi 2007 yılında bize teslime dildi. 2012 yılına kadar projelendirme, otoparkın boşaltılması ve kurul aşaması süreçleri devam etti. Sonrasında 2011'in son günü Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'e projeyi sunduk. Fatih Belediyesi ise projemize olumlu yaklaştı ve  tekke binasının yapımını taahhüt etti. Yapım işlemi ise 2 yıl sürdü. Projelendirme masrafları vakfımızca, yapım masrafları ise belediye tarafından karşılandı. Binanın yeniden inşası ise HB Mimarlık tarafından yapıldı.

Öncesinde sadece türbe bölümü kalan tekkenin ana binasının yerinde ise otopark vardı

İNŞAAT ÖNCESİ ŞAŞIRTAN SÜRPRİZ

Proje sırasında yaşanan bir ayrıntı ise bizlere farklı bir kazanım sağladı. Bizim tekke binasının eski haline ait ulaştığımız fotoğraflar dış cepheyi yansıtmaktaydı. Onları da inceledi mimarımız. Bir proje hazırlandı. Ama o sırada tekke binası yıkılmadan önce burada yaşan bir Hatice Gürşen Hanım Efendi bize ulaşmak istedi. Daha biz belediyeyle anlaşmamıştık o sırada. Hatice Hanım Efendi tekke binası yıkılmadan önce rölevesini çizdirmiş. Bize ulaştı ve röleveyi teslim etti. Mimarımız ona göre yeni bir proje hazırladı. Böylelikle ilk planımızda olmayan tevhithaneyi de Hatice Hanım Efendi'nin katkılarıyla kazanmış olduk. Böylece projemiz onay aldı ve bizler de inşa faaliyeti bitince buraya taşındık. Aynı şekilde tekke yanında yer alan türbe de restorasyondan geçti. Tekke binası yıkılmış olsa da türbe daha iyi bir konumda bulunuyordu. 

Burası hakikatten kutsal bir yer. Özellikle tevhithane de bunu iliklerime kadar hissettim. Sanki ortamdaki maneviyat yapı yıkıldıktan sonra cam, görünmez bir fanusla muhafaza edilmiş de biz çatı ve duvarları koyunca yine ortaya çıkmış gibi. 

Tekkenin tevhithanesi şimdi mescit olarak hizmet veriyor

Tekkenin geçmişi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Burası bir Kadiri tekkesi. 1800'lerde yapılmış bir tekke ve dönemin önemli tekkelerinden birisi konumundaydı. Daha sonra ise odaların tam olarak kimler tarafından kullanıldığını ortaya çıkartarak odalara da buna göre isimler vermeyi planlıyoruz.  1912'de de Müşir Asaf Paşa tarafından tekke yenileniyor. Ayrıca burasının arsasının ise Akşemsettin tarafından bağışlanan bir alan odluğunu düşünüyoruz. Şimdi de halen gelen müritler var. Arada bir gelip temizlik yapıp, tekkeyi gezmek ve türbeleri ziyaret etmek istiyorlar. Tabi ki yok olmuş bir yapının yeniden inşa edilmesi çok güzel bir şey. Bu çalışma çevrenize de bir başkalık katıp, sokağın atmosferini değiştiren bir adım oldu.

KAYBOLAN MİMAR SİNAN ESERİ YENİDEN YAPILACAK

Vakfınızın diğer restorasyon çalışmaları neler?

Şuan Hoca Üveys Cami, Öksüz Mehmet Efendi Camii, Tercüman Yunus Camii, Kazasker Abdurrahman Çelebi Camii olmak üzere 4 tane tarihi cami ihyamız var. Beş ve altıncısı da sırada. Onlardan bir tanesi Hacı İlyas Çelebi Mescidi. Bir Mimar Sinan eseri. Şuan onunla ilgileniyoruz. Yanında bir berber arsası var. Caminin arsası Kanuni Sultan Süleyman Vakfı'na ait. Berberin arsası ise Emir Buhari Vakfı'na ait. Bu iki arsa ile ilgileniyoruz. Bu iki arsa birleştirilince sonrasında projemiz kurula takdim edilecek ve yapımına başlanacak. 

Ayrıca Molla Ahaveyn Mecidi var. Oranın da tahsisini aldık. Orası da yeni boşaltıldı ve teslim edildi.  Ayrıca Sulukule yenileme alanı içinde üç katlı ahşap bir yapımız var. Bunun yanı sıra Hırka-i Şerif Camii'nin yanında da vakfımızın bir mülkü olan yerin projelendirme çalışmaları bitti. Belediyeden ruhsatımızı aldığımızda oradaki çalışmalarımıza da başlayacağız. Orası da bir sivil mimari örneği olarak ön plana çıkıyor.

Şunu da ilave etmek isterim ki tarihi yarımada ve Üsküdar da görülen küçücük bir otopark ya da apartmanlar arasındaki boşluklar hep bir tarihi eser alanıdır. Eğer böyle olmasaydı  oralara da çoktan aparman yapılırdı. 

Restorasyonlarda kullanılan malzemeler neye göre seçiliyor?

Genelde kullanılan sıva Horasan sıvasıdır. Zaten bunlar projelerde ayrıntılı olarak ifade ediliyor. Kullanılan malzemeler, ölçüleri, boyutları belirtiliyor. Projelerde yapının taş mı yoksa ahşap mı olacağı detaylandırılıyor. Sunulan projenin dışına çıkmanız zaten denetlemelerden dolayı mümkün değil. Çıkarsanız da iskânınızı alamazsınız. 

Odalar ise aslına uygun yerlerinde ve büyüklüklerinde yeniden dizayn edilmiş durumda

Eski eserleri yeniden inşa ederken hareket noktası olarak kullandığınız görsel ve materyalleri nerelerden ediniyorsunuz?

Bu konuya örnek olacak bir detay olarak bakacak olursak bizim Sulukule'deki yenileme alnımız içindeki yapımızın hikayesi biraz maceralı. Biz eski bir eser ve tescilli olduğunu düşünüyorduk. Ancak belediye yenileme ve yıkım faaliyetleri için bizimle irtibata geçti.  Biz bu yapıyı tarihi olarak tescillemek istedik. Bunun mümkün olmadığı bize iletildi. Biz de mimarımıza güvendiğimiz için kendimiz tescilletmeye karar verdik. Mimarımız Hamit Bey bölgenin eski hava fotoğraflarına ulaştı. Buradan yola çıkarak çalışmalarımızı yürüttük.

Ayrıca yine belediyenin Encümen Arşivi var. Güzel bir arşiv. Zamanında sokak sokak gezip fotoğraflarla yapıları belirleyen o belediye çalışanlarından Allah razı olsun. Bu fotoğraflar 1940'lara kadar uzanıyor. İzin alınarak bu belgelere ulaşmak mümkün. Alman Arkeoloji Müzesi'nin elinde de buna benzer belgeler var. Bir askeri okulun yaptığı İstanbul'un suriçi bölgesini gösteren bir harita var. Camiler bu haritada belirlenmiş. Ayrıca Almanların savaş sırasında çizdirdiği Alman Mavileri diye haritaları var. Bu eser de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 3 cilt olarak  yayımladı. Buralardan yapacağınız belgeleme ile tarihi yapıları tescilletmeniz mümkün. Biz de bu belgelerimizi kurula sunduk. Daha Sulukule'nin yenileme projesi kuruldan geçmeden bizim yapımızın projesi kuruldan geçti. Onaylandı ve yapımı da tamamlandı. 

Ayrıca kaynak olarak Ekrem Hakkı Ayverdi'nin çizdiği tarihi yarımada haritaları var. Hadîkatü'l-Cevâmi var yine eser olarak. İstanbul Camileri diye bir eser var. Baha Tanman'ın İstanbul Ansiklopesi'nde medrese maddeleri ve Reşat Ekrem Koçu'nun ömrünün vefa etmemesi nedeniyle sadece 6 cilt çıkarabildiği İstanbul Ansiklopedisi var.

Restorasyonlar sırasında yaşadığınız ilginç bir olay var mı?

Nuri Ergin var biliyorsunuz. Kendisinin de Sulukule bölgesinde sivil mimari örneği olan üç tane binası vardı. Mihrimah Sultan Camii'nin restorasyonunu yapan da bizim mimarımızdı. Nuri Ergin de "Bu caminin restorasyonunu yapan hangi mimarsa gelsin" diyerek bizim mimarımızı kendi binalarının restorasyonu için çağırmış. O yapıların da restorasyonunu böylelikle mimarımız üstlenmiş oldu.

BİR SARAÇHANEMİZ DAHA OLACAKTI AMA...

Tarihi eserlerin olağan konumlarından başka bir alana taşınması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Taşınabilir. Mesela Karaköy'de Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii vardı. O da Adalar'a taşınan bir yapı. Taş bir yapıymış. Ama şu an adanın nerelerine dağılmıştır taşları bilemeyiz. Ben tarihi eserlerin olduğu yerde korunması taraftarıyım. Biz ki yola bir ağaç denk geldiğinde yolu etrafından dolaştıran bir medeniyete sahibiz. Çok engel teşkil etmedikçe ben her yapının bulunduğu bölgeye güzellik kattığını düşünüyorum.  Mesela şuan Haliç Tershanesi'ne giren kapı aslında orada değil. Unkapanı Köprüsü'nün bitimindeydi. Mesela o kapı orada kalsaydı Saraçhane gibi bir görüntümüz daha olacaktı. 


Vakfınızın muhafaza ettiği kutsal emanetler arasında neler var?

Vakıf başkanımız ve başkan vekilimiz koleksiyon sorumlularımız. 1990'larda tarafımıza ulaştırılan Peygamber Efendimiz'e ait emanetler sebebiyle böyle bir çalışma yoluna gitmişler. Mualla Hanım Efendi senelerce aile içinde sakladıkları emanetleri artık yurt dışına çıkacağı için ve onları emin ellere teslim etmek istediğinden vakfımıza geliyor. Mualla Hanım'ın büyük büyük dedeleri Yavuz Sultan Selim'in tırnakçısı. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinden sonra Harameyn Kadılığı'nı kurduğunda ilk olarak Mualla Hanım'ın ailesinden insanlar oraya gönderiliyor. Vazifelerinden birisi de seferden sonra orada kalan emanetleri toparlayıp İstanbul'a getirmek. Bize teslim ettiği emanetler o sırada Mualla Hanım'ın büyük büyük dedelerine hediye edilmiş emanetler. 

EFENDİMİZİN EMANETLERİ YENİ MÜZEDE ZİYARETE AÇILACAK

Tabi birisi size getiriyor "Bunlar Peygamberimize ait emanetler" diyor. Siz bunu ne göz ardı edebilirsiniz ne de tam kabullenebilirsiniz. Bunların korunması için de belli kurallar var. Vakfımız Topkapı Sarayı'na başvuruyor. Saray görevlileri emanetleri inceliyor ve dönemin özelliklerini taşıdığından dolayı vakfa koleksiyon olması tavsiye ediliyor ve koleksiyon envanterine de işleniyor. Emanetlerden başka elimizde yazma eserlerimiz de var. Bu emanetleri saklayıp muhafaza ediyoruz. Bu emanetlerin içinde Efendimizin iç gömleği var hırkasının içine giydiği kısa bir gömlek bu. Ayrıca sakal-ı şerif, nalın-ı saadet, Kabe örtüleri, Kabe süpürgeleri, Efendimiz'in kabir toprağı, kabri başında yanan mum ve kabrinin temizlendiği süngerler var. Bu emanetler koleksiyon odamızda bulunuyor. Bu alanda müzeleşmek istiyoruz. Bu emanetler cami avlusundaki merkezimizin üst katında bulunuyor. Cuma namazı sonrasın da ziyarete açıyoruz.


Vakfınızın kültürel ve eğitim alanındaki faaliyetleri neler?

Bir kültür merkezimiz var. 1996 yılında ibadete açtığımız Hoca Üveys Camii'nin külliyesinde yer alıyor. Geleneksel ve modern sanatlar, dil, musıki, hat, tezhip, çini, fotoğraf, ney, ebru, edebiyat atölyesi ve keman gibi kursların olduğu, 500 kursiyerin istifade ettiği çalışmalarımız var. Bu kurslar arasında hem ücretli hem de ücretsiz çalışmalarımız mevcut. Eylül ayında kayıtlarımızı alıyoruz ekimde de derslerimiz başlıyor. Kurslarımız hazirana kadar devam ediyor. Kurslarımıza katılan hocalarımızın ise hepsi dalında uzman olan isimlerden oluşuyor. Ayrıca 120 civarında kız üniversite öğrencisine destek veriyoruz. 

Bunların yanı sıra Türkiye'nin ilk özel kütüphanesi olma özelliği taşıyan Hoca Üveys Kütüphanemiz var. Bu kütüphanede 30 bin kitap yer alıyor ve 5 binden fazla da üyesi var. 100 civarında süreli yayını takip eden kütüphanemiz ayrıca bu eserlerin arşiv çalışmasını da yürütüyor.

Kültürel faaliyetler alanında bir de dergi çalışmamız var. Kültür adıyla çıkardığımız dergimiz maalesef ki bir süredir yayımlanmıyor. Zamanında ses getiren bir dergiydi. Halen aranılan bir dergi şuan. Külfetli bir dergiydi. Reklam bulunması da zor olduğundan vakfa o dönemler mali olarak ağır geliyordu. İnşallah zamanı geldiğinde yine dergiyi piyasaya çıkarmak istiyoruz.

Vakfınızın bağışçıları arasında kimler yer alıyor?

Bizim en büyük bağışçılarımız Ramazan ayında camiye gelip orada Hırka-i Şerif'i ziyaret sonrası vakfa ve camiye destek olmak için bütün gönülleriyle vatandaşlarımızın verdikleri o üç-beş kuruşlardır. Bu yardımlar bizim için çok bereketli oluyor. Onların yaptığı bağışlarla bir yıl idare etmeye çalışıyoruz. Bunun dışında kira gelirleri ve vakıf üyeleri ile yönetiminin bağışları var. Bunların yanında başka bağışçılarımız da var.

YETİŞTİRME YURDUNDAKİ ÇOCUKLAR İÇİN ÖZEL BİR PROJE

Şahsi olarak ve vakfınız adına geleceğe yönelik yatırım ve planlarınızdan kısaca söz edebilir misiniz?

Şuan eğitim noktasında atak yapmak istiyoruz. Eğitim alanında anaokulu projemiz var. Bu projemizi çocuklarımız betonlar arasında büyümesinler diye ahşap ve bahçeli bir tarihi mekanda yapmak istiyorduk. Ancak yangın ve deprem yönetmeliğine göre taşıyıcı kolanları ahşap olan yapılarda eğitim faaliyeti yapılamıyor. Kurs faaliyeti oluyor ama anaokulu gibi eğitim faaliyeti verilemiyor. O nedenle bu hedefimizi şimdilik ertelemiş bulunuyoruz. 

Bunun dışında daha önceden yayımlamakta olduğumuz Kültür Dergisi'nin sayılarının makalelerine yer veren bir kitap çalışması yapmak istiyoruz. Benim bir hayalim de yetiştirme yurdundaki çocuklara el uzatmak. Onların eğitim ve ruhsal yönden gelişmelerine yönelik emek vermek istiyorum. Vakıf da buna sıcak bakıyor. Vakıf olarak bu kapsamda Aile Bakanlığı'yla bir projede yer alma hedefimiz var.

Adem ÖZGÜÇ- projemlak.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Türkiye'de sadece Sivas'da bulunuyor
Türkiye'de sadece Sivas'da bulunuyor
İzmir'e yeni Havalimanı-Karabağlar-Halkapınar metro hattı
İzmir'e yeni Havalimanı-Karabağlar-Halkapınar metro hattı