Gayrimenkul yatırım aracı mıdır?
Ercan Sever

Ercan Sever

[email protected]

Gayrimenkul yatırım aracı mıdır?

09 Mart 2017 - 15:59

1- Gayrimenkul yatırım aracı mıdır?

İnsanların geleceğe güvenle baktığı bir ülkede asla değildir. Gayrimenkulün yatırım aracı olarak görüldüğü bir ülkede sağlıklı gelişemeyen üretim ve ekonominin varacağı yer yoksulluktur. Sınırsız gayrimenkul edinme motivasyonu, geliri sadece bu kaynaktan bekleme ancak az gelişmiş ülke ve toplumlarında görülen bir hastalıktır. Rant cazibesinin yüksek olduğu yerde kimse yatırım, üretim yapmak istemez. Riski olmayan ve çoklu kazanç sağlayan gayrimenkul varken istihdam sağlayıp üretimin türlü zorluklarına kim katlanır ki? Zaten Türk ekonomisin son yıllardaki seyri de kimsenin katlanmadığını ortaya koyuyor.

Kamu yatırımlarını kenara bırakın inşaat dışında son yıllarda ciddi bir yatırım hareketliliğinden bahsetmemiz mümkün değil. Hiçbir ekonomi ve yönetimi başarısını salt konut projelerine yaslayamaz. Yapmaya kalkarsa da ciddiye alınmaz. Son yıllardaki konut balonunun etkisini sürdürmesinde Orta Doğu’dan kaçmak isteyen sermayenin Türkiye’deki alımlarının etkisi büyük. Ülkesinden umutsuz insanların parasını; ev, arazi satarak bir yere kadar çekebilirsiniz ama çocuklarınızın insanca yaşayacağı bir ekonomiyi bu çok bilinmeyenli denklem üzerine kuramazsınız.

İran ve Körfez ülkeleri kaynaklı sermayenin özellikle Türkiye’deki konut projelerine yapmayı sürdürdükleri yatırımların sonsuz olacağını elbette düşünemeyiz. Ancak gerek ekonomi yönetiminde gerekse inşaat sektörünün güçlü aktörlerinde bu konjonktürün on yıllar süreceği gibi beklenti var. Beklentinin karşılıksız çıkması yani Orta Doğu kaynaklı gayrimenkul yatırımlarının önünün kesilmesinin faturası ağır olur ve tüm toplum kesimlerini fakirleştirir. Biz bu filmi Pasifik ekonomilerinde 1997 yılında patlak veren ve etkileri hala görece devam eden emlak krizinde görmüştük.

2- Hakkari ’de hava kirliliği başarısı!

Geçtiğimiz günlerde medyada geniş yer bulan Dünya Sağlık Örgütü’nün hava kirliliği raporu hem utandırdı hem de şaşırttı. Rapora göre Avrupa’daki en kirli 10 kentin arasında sekiz Türk kenti var. Sanırım az gayret ile seneye kaptırdığımız iki kenti de alır ilk 10’a adımızı eksiksiz yazdırırız. Sabah akşam haklı olarak doğal güzellikleri ile gururlandığımız ülkemiz şehirlerinin hava kirliliği ile anılması utanç verici. Şaşırtıcı olan ise listeye giren sekiz kentin isimleri; Batman, Hakkari, Iğdır, Isparta, Gaziantep, Siirt, Afyon ve Karaman.

Gaziantep ve kısmen Afyon dışında sanayinin hemen hemen hiç olmadığı, nüfusu ise 100 bini ancak geçen kent merkezlerinin hava kirliliğinde Avrupa’nın zirvesinde yer alması düşündürücü. İnsan sormadan duramıyor fabrika bacasının neredeyse olmadığı, taşıt sayısının Avrupa ortalamasının dibinde olduğu bu kentlerin hangi ara havası bu kadar kirlendi?

Listedeki bu kentlerde ısınma için başta kömür olmak üzere fosil yakıtların tüketilmesi tek başına açıklama için yeterli mi? Bu kentlerden bazılarının coğrafi şansızlığı kirlilikte mutlaka etkindir. Örneğin çevresi yüksek dağlar ile çevrili ovaya kurulu Iğdır’ın kirli havayı deşarj edememesi önemli handikap. Ancak her tarafı dağlarla çevrili ve yüksek rakımlı şehirlerin örneğin Hakkari’nin Siirt’in listede yer alması garip. Türkiye’nin zor coğrafyası Hakkari’de havayı derece yapacak kadar kirletmek ironi sınırlarını bile zorluyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar