Balıkesir’in Bandırma ilçesinde açıklamalarda bulunan Prof.
Dr. Kaynak, Bandırma’nın 10 katil fay ile sarılmış halde olduğunu belirtti.
İhlas Haber Ajansı’nın haberine göre Kaynak, "Marmara Bölgesi’nin
depremselliği Kuzey Anadolu Fayı’nın saçaklanıp üç kola ayrılması ile ilintili
bir bulgudur. Bandırma hem orta kol hem de güney kol tarafından sarılmıştır.
Kuzeyinden orta kol, güneyinden ise Güney Anadolu Fay hattı kolu geçer.
Bandırma etrafında 10 tane farklı isimde segment var. Segment çok uzun bir fay
hattı üzerinde teker teke çalışabilecek deprem odakları olarak açıklanabilir.
Bu segmentlerden Manyas Segmenti, Yenice-Gönen-Çan Segmenti gibi segmentler
güncel tarihler arasında çalışmış olup, tekrar çalışmaları için opsiyonel bir
bekleme hakkımız var. Ama diğer segmentler, Bandırma Fayı, İmralı Fayı, Edincik
Fayı, Etili Fayı, Sarıköy Fayı ve Manyas Fayı gibi faylar, hemen hemen Manyas
Fayı ve Yenice-Gönen-Çan Fayı hariç hepsi vaktini geçirmiş, yüzyıllardır deprem
üretmeyen gerilim altındaki faylardır" dedi.
"Gemlik’in
ayakta kalması söz konusu bile olamaz"
Bandırma’nın çevrili olduğu katil faylar ile dünyada eşine
zor rastlanan bir kent olduğunu söyleyen Kaynak, kentin olası bir depremde tek
şansının tepeler üzerine kurulmuş olması olduğunu dile getirdi. Kaynak,
"Marmara Bölgesi’nin tamamı Kuzey Anadolu Fay hattının kolları ile
sarılmış haldedir. Kuzey Anadolu Fayı’nın orta ve güney kolu katil faylar
üretir. Bu katil faylardan ne yazık ki on tanesi Bandırma’yı çevrelemiştir. Bandırma
belki bu özelliği ile dünyada eşine zor rastlanan bir yerleşim yeri.
Bandırma’nın bu on tane katil faya karşı bir tek savunma sistemi var. O da bir
liman kenti olmasına rağmen, limanın dolgusu üzerine kurulmamış olup, tepeler
üzerine kurulan bir kent olması. Gemlik’i düşünün. Gemlik şehri, körfezin
uzantısı olan balçık bir ova üzerinde kurulmuştur. 500-600 yıldır büyük bir
deprem üretmeyen Gemlik-İznik-Şerefiye Segmenti çok büyük bir tehlike olup,
Gemlik’in ayakta kalması söz konusu bile olamaz. Bandırma, Gemlik’ten daha
şanslı. Tepeler üzerine kurulmuş bir kent. Bu daha sağlam zemin anlamına
geliyor. Gemlik’teki binalar ne kadar çürükse, Bandırma’daki binalar da o kadar
çürük olabilir ama bir avantajı var. Sağlam zemin üzerindeki çürük binalar daha
az deprem momentlerine maruz kaldıkları için ayakta kalabilirler. Tek tesellimiz
bu" diye konuştu.
"Şu anda yapılana
kentsel dönüşüm denilemez"
Özellikle Marmara Bölgesi ve İstanbul’da 1999 Marmara
depreminin ardından devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında da
görüşlerini açıklayan Prof. Dr. Uğur Kaynak, "İnsanoğlunun bu konuda şu
güne kadar bulduğu tek çare deprem güvenli yapıdır. Çözüm, ticari amacı olmayan
gerçek bir kentsel dönüşüm ile deprem güvensiz yapıların deprem güvenli
yapılara dönüştürülmesi ya da bundan sonraki yapıların deprem güvenli olup,
diğerlerinin rehabilite edilmesidir. Yıkılıp yapılması, daha yüksek katlı,
yukarıya doğru gelişim daha mantıklı olarak görünüyor. Ama tabi ki bunu bir
rant kapısı gören kimi müteahhit firmaları, insanları mağdur edercesine bir
kentsel dönüşüm girişimine başlamış durumdalar. İstanbul’dan bu şekilde çok
büyük şikayetler geliyor. Bunun mutlaka halk yararına yeniden düzenlenmesi
gerekiyor. Şu anda yapılana kentsel dönüşüm denilemez. Doğrudan doğruya
saldırıp, yık yeniden yap gibi bir rant alanına dönüşmüş durumda" ifadelerini
kullandı.
"Bandırma’da 20
sene deprem olmayacak demek büyük vebal"
Bandırma’yı çevreleyen fayların kente birkaç saniye mesafede olduklarından dolayı kurulacak bir erken uyarı sisteminin fayda etmeyeceğini belirten Prof. Dr. Kaynak, deprem olmayacak demenin olacak demekten daha tehlikeli bir ifade olduğunun altını çizerek, "Bandırma için bir erken uyarı da söz konusu değil. 10 tane aktif fay, Bandırma’ya birkaç saniye mesafede olduğu için erken uyarı sistemi kurulması Bandırma için söz konusu değil. Bandırma’nın etrafından bu 10 fay, doğrultu atımlı katil faydır. Eğim atımlı daha düşük magnitütlü faylar daha çok Ege Bölgesi’ndedir. Bir fayın katil fay olması için belli bir uzunlukta olması gerekir. Ne zaman bir deprem olacağı konusuna gelince bir tek seçeneğimiz var ne yazık ki, o da tarihsel aktivitelere bakmak. Derinliğini, yerini söyleyerek deprem olacak demeye hakkımız olduğu halde şu tarihte deprem olacak demeye hakkımız yok. Meteoroloji geçtiğimiz günlerde bir hafta önceden kar yağacağını tahmin etti. Ama sismologlar Bandırma’da, İstanbul’da ya da Gemlik’te şu tarihte deprem bekliyor diyemez. Ama Türkiye bir deprem bölgesi. Söylenecek şey önümüzdeki günlerde çok şiddetli bir deprem bekliyorum demek haksız olmakla birlikte halkı uyarmak bakımından faydalı olabilir ama bundan da korkuncu var. Bir bilim adamı Bandırma’da önümüzdeki 20 senede deprem olmaz derse bu çok büyük bir vebal demektir. Bir yerde deprem olmayacak demek, olacak demekten daha tehlikelidir halkı aymazlığa düşürmek bakımından. Halka şirin gözükmek adına İstanbul’da 2030’a kadar deprem olmaz diyebilen bilim adamlarımız var" şeklinde konuştu.

YORUMLAR