İtiraf ediyorum şehircilikte tüm suç benim
Sümeyra Kırca

Sümeyra Kırca

İtiraf ediyorum şehircilikte tüm suç benim

09 Kasım 2017 - 14:24

Çevre ve Şehircilik konusunda son günlerde enteresan açıklamalar duyuyoruz. Özellikle devletin her kademesinden gelen itiraflara, kesilen emekli maaşları gibi şok içinde bakakalıyoruz.

Daha da tuhaf olanı “Yahu biz bu yanlışları yaptık ve halkımızdan özür diliyoruz” diyen bir yönetici olmadığı gibi, bu konuda iktidar olmamış partileri suçlamaları; “Hadi bana trajikomiği anlatan bir cümle kur” diyen Türkçe hocalarına verilecek en güzel cevap niteliğinde.

Söylemesi zor olan trajikomik kelimesini bir de açıklayamıyorsanız, size soranlara şöyle yapın:Trajikomik aha da şu demek!

Çevre ve Şehircilik Bakanı: “Bina bazlı dönüşüm, doğru bir dönüşüm değil. Aslında risk taşıyan binalar için doğrudur, yenilemek lazım ama şehircilik ilkeleri açısından ada bazlı bir dönüşüm gerekiyor. Bina bazlı dönüşüm, doğru bir dönüşüm değil. Aslında risk taşıyan binalar için doğrudur, yenilemek lazım ama şehircilik ilkeleri açısından ada bazlı bir dönüşüm gerekiyor. Çünkü bunu yaparken oranın sosyal donatısını yeniden hesaplıyorsunuz. Okulunu, yeşil alanını, camisini, yollarını, kaldırımlarını yeniden hesaplıyorsunuz.”

Bakan Özhaseki sonuna kadar haklı, tabi tüm yetkilerimi kullanarak bundan sonraki kentsel dönüşüm sürecinde ada bazlı dönüşümün önünü açacağım. Hemen arkadaşlarla bir toplantı yapıp, binasal dönüşümün önünü kapatıyor ve sadece zorunlu olan binalar için bu dönüşümün çok nadiren yapılmasına izin veriyorum.

Biri devlet büyüklerimize müjdeyi versin! Hadi yine iyisiniz, sesinizi duydum sonunda. Bakan beyin bu konudaki hayati tespitlerini hayata geçiriyorum.

Tarihi silueti koruyacağıma ant içerim

Bakan beyin konuşmasına devam edelim: “Cumhurbaşkanımızın o konuşması İstanbul’un silueti ile ilgili. Siluet noktasında son 20 yılda baktığımızda o yüksek kuleler gibi gördüğümüz binaların yapılması hususunda bir hata olduğunu herkes zaten kabul ediyor ama şunu da bilelim ki dünyanın her yerinde o tür yüksek katlılar var ama biraz daha belli yerlere toplanmış, altyapısı ve oranın ulaşımı çözülmüş yerler. İstanbul’da biraz dağınık olduğu görülüyor. Bu konuda bir hatadan bahsedilebilir.”

Evet sayın Bakan, bu konudaki yanlışımı da bana hissettirdiğiniz için gerçekten çok müteşekkirim. Aslında nasıl oldu da bu gökdelen aşkı bende zuhur etti inanın ki bilemiyorum!

Tabi bir açıklama da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geliyor: “ Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton… Orada ruh yok, huzur yok. Güneşten nasibini almak önemlidir. Sorunların kaynağını doğru tespit etmek çözümün ilk kaynağıdır.”

Vallahi yerin dibine girdim Sayın Cumhurbaşkanım, bu kadar da insanın üzerine yüklenilmez ki! Siz beni bu konuda o kadar uyardınız ancak ben “Ekonominin büyümesi için inşaat şart, bugün inşaat sektörü dursa Türkiye ekonomisi durur, bu yüzden faizleri indirin, millete deli gibi konut satın, her yere inşaat yapın teşvik üstüne teşvik çıkarın” dedim.

Yine sizi dinlemedim.

Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki, “Dikkat edin yeşillik ararsanız nerede bulursunuz? Mezarlıkların olduğu yerde bulursunuz. Bunun dışında maalesef… Selvi endamlı selvi nerede? Mezarlıklarda. İstanbul’da selviyi bulacaksak Karacahmet Mezarlığı’nda bulursun, onun dışında bulamazsınız. Bu hale geldik. Bu sebeple günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton… Orada ruh yok, huzur yok. Bu huzuru yeniden bulmak için biz yöneticiler başta olmak üzere tüm belediyelere çok işler düşüyor.”

Sayın Cumhurbaşkanım, on yıllarca yönettiğim belediyeler başarısız oldu, her yeri betonlaştırdım. Yetmedi Türkiye’nin en yeşil yeri olan Karadeniz’i bile Arap çekirgelerin insafına bıraktım.

Bence siz bana, ibret-i alem olsun diye verin elime kazmayı; ben şu gökdelenleri bir güzel yıkayım. Hem de ada bazlısından…Ne dersiniz!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar