Türkiye’de inşaat sektörüne verilen teşvikler aynı oranda sanayi sektörüne verilmiyor. Bu yüzden ekonomik kalkınmayı beklemek tek kanatlı kuşun uçmasını beklemek gibi bir şey…
Türkiye ekonomisinin sadece inşaat ve gayrimenkul sektörü üzerinden büyüdüğünü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) raporlarından görmek maalesef mümkün. Tam da bu noktada eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın yıllar önce yaptığı ‘Sadece inşaat ile gelişemeyiz. İnşaatta dikey büyümeye son verilerek, sanayi odaklı büyümeye geçmeliyiz” yorumlarını hatırlamakta fayda var. Hepimizin bildiği ‘2008 Küresel Krizi’ne sebep olan ABD’deki ‘Morgage Krizi’, dünya ekonomilerini alt üst etti. ABD ve İspanya gibi ülkelerde satılamayan binlerce binalar maalesef tek tek yıkıldı. Önümüzde bu kadar trajedi örnekler varken Amerika’yı yeniden keşfetmenin bir manası yok!
Bizim burada asıl vurguladığımız nokta inşaat ve gayrimenkul sektörünün gelişmesi değil! Gayri Safi Milli Hasıla’da diğer sektörlerin payı düşerken sadece inşaat ve gayrimenkul sektörü payının artması endişe veriyor. Sadece konut üreterek kalkınmaya çalışan ülkelerin hazin sonunu, kısa vadede olmasa da uzun vadede bizim de göreceğimiz aşikar!
Konut üretim ve satışlarındaki açgözlülük, ABD gibi dünyanın en büyük ekonomisini bile krize sokmuşken, Türkiye gibi ‘Kırılgan beşli’ ülkelerin halini düşünmek çok da zor değil… İşte tam da bu yüzden, dergimizin ilk kapak konusunda ‘Sadece inşaat ve gayrimenkul sektörü üzerinden büyümek ne kadar sağlıklı?” sorusuna cevap bulmaya çalıştık.
2020’DE ÜSTÜNLÜĞÜMÜZ KALMIYOR
Türkiye’nin sanayisi, katma değeri yüksek ürünler üretmekten oldukça uzakta… Ancak sanayide Türkiye’nin önde olduğu bazı alanlar var. Transit oto gibi, makina, kimya yapımı gibi alanlarda fena değiliz. Ancak Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) hazırladığı bir rapora göre; 2020'lerden itibaren bu alanlardaki fiyat avantajımızı yitirmeye başlıyoruz. Dolayısıyla Almanya'nın, Fransa'nın ya da Amerika'nın, otomotiv tarafındaki üretimini bize kaydırmasına gerek kalmıyor. Kendi ülkesinde yapabilecek hale geliyor. Esas sıkıntı inşaata verilen teşviklerin aynı zamanda özellikle sanayi sektörüne verilmiyor olması…
Bunun da temel sebebi eğitim alt yapısı, matematik, fen öğrenimimiz çok zayıf! Baktığınız zaman birçok insan iş arıyor buna rağmen birçok firma da eleman arıyor ama bir türlü iki tarafta eşleşemiyor. Çünkü yapılan işin ihtiyacı olan insan gücünü yetiştiremiyoruz.
Eğitim alanlarında ciddi reformlara ihtiyacımız var, tıpkı tarım alanında reformlara ihtiyacımızın olduğu gibi.. Ekonomide çarkları döndüren asıl unsur bu yapısal reformlardır. Tarım alanlarında gerekli olan reformlar yapılmadığı sürece, etin kilogramı 50 liradan aşağı inmeyecek, sebze meyve fiyatları cep yakmaya devam edecek ve biz sürekli artan bir enflasyondan bahsedeceğiz. Aynı şekilde sanayide gerekli adımlar atılmadığı sürece asla kalıcı bir ekonomik kalkınmadan bahsedemeyeceğiz.